Genel, GÜNLÜK

Romantik Komedi

20 Ocak 2015
large

”Seni daha şimdiden çok özledim.” mesajından sonra aleni bir şekilde flörtleşmeye başladık. Fakat biliyorsunuz önceden çıkma teklifi denen bir olay vardı. Adam niyeti ciddiyse karşına geçip ”Sevgilim olur musun?” diye soruyordu. Zamanla bu olay yürürlükten kalktı.
Flörtleşmeyle sevgililik arasında kaldığın bir dönem bu.
Yani, bir türlü emin olamıyorsun. Sevgili gibi baskı kursan belki noluyoruz der,kurmasan çocuğun ilgisi başka yere kayabilir. Açıkcası ilişkinin en iğrenç evrelerinden biri bu.

Tamam,Arda bana seni özledim dedi. O mesajdan sonra flörtleşmeye de başladık ama ben hala sevgili miyiz emin değilim. Tam da üniversite hayatımın son senesinin sınav dönemine gelmişti tanışmamız. E ilk buluşmaydı,mesajlaşmalardı falan derken bu sefer final sınavlarım başladı. Zaten biliyorsunuz üniversitede bahar yarı yılı göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Aynı kampüs içindeyiz ama Arda’nın da okula geldiği yok. Zaten çocuk çalışıyor bir de benim gibi lisans öğrencisi değil o yükseğini yapıyor.

Bende o kadar yoğunum ki…
O dönem milyon tane ders almışım. Günde ikişerli üçerli sınavlarım var. Zombi gibi yaşıyorum. Çok az uyku,bol kafein. Gözler kafam kadar şiş, ağzım yüzüm kayık. Üstüme ne bulursam giyip çıkıyorum zaten evden. Arda’yla bu şekilde buluşabilmemin imkanı yok. Çocuk bir iki kere yokladı buluşalım diye ben salak saçma bahaneler ürettim kaçtım resmen.
Bir yandan da korkuyorum. Bu kız beni oyalıyor diye düşünüp bırakıp giderse diye. Aslında alakası yok. Okulu daha fazla uzatmamam gerek ve bu sınavları geçmek benim için çok önemli sadece.

Tam da o sıralar okulun sene sonunda yapılan panayırının ilanları dolaşmaya başladı etrafta. Sınav takvimime bir baktım o gün sınavım yok. Kızım dedim,gün bugün! Ara çocuğu o gün buluşun. Akşam da panayıra gelir eğlenirsiniz. Hem zaten genelde insanlar konserlerde falan daha çok yakınlaşır. Bulunmaz bir fırsat senin için.

Hemen mesaj attım.

– Canım, cuma günü bizim okulun panayırı var. Akşam üstü bir yemek yeriz sonra da panayıra geçeriz ne dersin?

Ne cevap gelse beğenirsiniz?

O gün gelemezmiş beyefendi. İş için şehir dışına çıkmak zorundaymış. Tüh’müş, başka zamanmış.

Al işte dedim.Sen çocuğu sınavlarım var diye oyalarsan, o da uçar gider böyle ellerinden.Aferin sana.Bak şimdi başının çaresine.



O birkaç gün hemen geçti ve panayır günü geldi.

Ben ve tüm arkadaşlarım için çok önemli bir gündü bu. Mezun olmamıza bir aydan az bir süre kalmış. Koskoca 5 yılı arkamızda bırakmışız. Hayata atılmadan önceki son virajdayız yani. Birbirimizi eskisi kadar çok göremeyeceğimizin farkındayız. O yüzden her anımızı doya doya yaşamaya çalışıyoruz. İşte, panayır günü de deli gibi eğleneceğimiz son günlerden biriydi.

Kiraz,ben ve tüm arkadaşlarımız gün içinde başladık eğlenceye.Kampüsün içinde hep takıldığımız bir yer vardı.Yine toplandık orada. Bir yandan içiyoruz,bir yandan sohbet muhabbet. Hayatımın en keyifli günlerinden biriydi yani.

Bir süre sonra müzik sesleri tüm kampüsü doldurdu ve biz de konser alanına geçtik. Yakınımızda Arda’nın kuzenini gördüm. Koşa koşa gittim kızın yanına. Arda yalan mı söylüyor diye öğrenmek için. Kesin bilirdi kuzeninin nerde olduğunu. Şansa bak ki kızın da haberi yoktu hiçbir şeyden. Döndüm arkadaşlarımın yanına. İçim biraz buruk olsa da eğlenceye katıldım bende.

Gece biraz ilerledi tabii alkolün etkisi altında hepimiz deli gibi dans ediyorduk.

Bir süre sonra omzumda bir el hissettim. Arkamı bir döndüm ki Arda karşımda duruyor.
O an kendimi öldürmek istedim ya.
Deli dana gibi zıplarken çocuğa yakalanmıştım resmen. Cool cool sağa sola sallandığım anda değil de alkolün etkisiyle salak saçma hareketler yaptığımız anda yakalamıştı beni.

Kesin n’apıyor bu gerizekalı demiştir, of saçım nasıl, makyajım da aktı ya diye düşünürken o sıkıca sarıldı bana.

Son görüşmemizin üstünden çok uzun zaman geçmemişti ama onu deli gibi özlemişim. Yeniden kollarında hissedince farkettim bunu. Bende sarıldım ona sıkıca.

Yanıma gelebilmek için şehir dışı işine gitmemiş. Onun yerine bir başka arkadaşı gitmiş.
Arda da arkadaşının yapması gereken işini almış. Mesaiye kalmış. Biter bitmez gelmiş buraya.
Bana da söylememiş sürpriz olsun diye.

Ben keşke söyleseydin de beni böyle salak gibi yakalamasaydın diye düşünürken o yine sarıldı bana ama bu sefer belimden. Sonra da öptü. Ben şaşkınlık içindeyken kulağıma eğildi ve ”Çünkü, sevgilimi daha fazla özlemek istemedim.” dedi.

İçimden Youtube’da şu çok meşhur olan telefon konuşmasındaki mardinli çocuk gibi ‘seni yeğrim yeğrim’ derken en şeker halimle gülümseyip ”Ben de çok özledim seni,sevgilim.” diyip öptüm yanağından.

Arda artık sevgilimdi.
Ve ben çok mutluydum.

You Might Also Like

Yorum Yok

Cevap Yaz