Genel, TV-SİNEMA

Medcezir- The O.c (İkisini de çok seviyorum ama…)

3 Ocak 2015
ffff

Merhabaaa! Bugün sizlere ergenlik yıllarımda çok sevdiğim The O.c ve onun Türkiye’deki muadili Medcezir’den bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Medcezir, daha yayınlanmadan önce magazin gündemine bomba gibi düşmüştü. Beklentileri karşıladığını düşünüyorum. Şu an televizyonda var olan birçok yapımdan daha kaliteli… Ama öncelikle, dizinin aslı The O.c’den bahsetmek istiyorum biraz.

5 Ağustos 2003 tarihinde, Amerika’da televizyon izleyicileriyle buluşuyor ve yayınlandığı ilk gün itibariyle, diğer gençlik dizilerinden biraz farklı olduğunu hemen kanıtlıyor. Dizinin ilk bölümünde Ryan Atwood’un(Yaman) abisi bir araba çalar ve kardeşi de peşinden sürüklenir. Yakalandıktan sonra Avukat Sandy Cohen(Selim), bu iki genç için gelir. Sandy, Ryan’da bambaşka bir durum sezmiştir ve onu yanında çalışması için evine getirmiştir. Başlarda Newport’ta olmayı kabul edemeyen Ryan, eski hayatına da dönmek istemez… Kalır mısın kalmaz mısın falan diye düşünürken, Newport’ta kalmaya karar verir ve olaylar gelişir… :) Marissa’yla(Mira) tanıştığı ilk günden itibaren onu aklından çıkaramaz. Marissa’da ona karşı boş değildir. Fakat hali hazırda bir ilişkisi olan Marissa, Ryan’a yaklaşmak konusunda oldukça kararsızdır. Fakat birbirlerini tanıdıkça ve olaylar geliştikçe, çok tutkulu bir aşk başlar aralarında…

Buraya kadar herhangi bir farklılık yok gördüğünüz gibi. Seth’in (Mert) Summer’a (Eylül) olan platonik aşkı, Summer’ın her zaman gözünün yükseklerde olması, Kristen’ın(Ender Serez) eşine ve Seth’e olan aşkı ve her zaman sorumluluk sahibi başarılı bir kadın olması, Caleb Nichole’un(Asım Şekip Kaya) sektörün en önemli iş adamı olması ve yaşına göre biraz hızlı çapkınlığı falan. Hepsi sabit… Gelelim karakterlerin bizdeki yorumlanışına…

Öncelikle belirtmek isterim ki, The O.c’nin daha ilk bölümünden itibaren Marissa’daki duygusal boşluğu ve delirmeye çok müsait bir yapısı olduğunu seziyorsunuz. Yani yalnızca babası için endişelenen ve aile içi kavgalardan bıkmış bir genç kızdan bahsetmiyorum. Marissa Cooper içinde koca bir psikopat barındıran ve bunu saklamakta sık sık güçlük çeken bir kişilik. Tabii dizinin ilerleyen sezonlarında bu iyiden iyiye ortaya çıkıyor. Gerçi Türk örf ve adetlerine pek de uygun olmayan durumlar ortaya çıktığı için belki dizimizin senaristi Ece Yörenç, bunları yazmamayı tercih etmiş olabilir… The O.c diziyi, kahramanlarımızın ergenliğinden yani lise zamanlarından başlatıyor. Üniversiteye geçiş dönemleri o kadar sancılı bir süreç ve dizinin o kadar önemli kısmını kaplıyor ki, Medcezir’de o boşluğu nasıl dolduracaklar merak içindeyim…

             

The O.c’de ergen kahramanlarımızın hayatlarına daha çok odaklanılıyordu ama bütün mesele Ryan ve Marissa’nın ayrılması veya barışması da değildi. Yani senaryo içerisine çoğu şeyi, Medcezir’e göre daha dengeli bir şekilde serpiştirmişlerdi. Siz The O.c’yi izlerken ”Ryan ve Marissa 6 bölüm daha barışmaz, barışırlarsa dizi biter çünkü.” demiyordunuz. Çünkü dizinin tek meselesi bu iki karakter değil. İkisi barışsa da barışmasa da harika bir olay kurgusu var, o iki karakterin aşk ilişkisine mecbur değilsiniz. Ama Medcezir senaristleri, diziyi malesef Yaman-Mira ilişkisine fazlaca iliştirdiler… İkisinin ayrı olduğu bölümlerin reytinglerinin alt üst olması sanırım bundan kaynaklı.

Şimdi gelelim dizinin diğer karakterlerine. Biliyorsunuz dizinin bir diğer tutkulu çifti Seth ve Summer yani Mert ve Eylül. Öncelikle şunu söylemem gerek, Seth ve Summer The O.c’nin neşesi, eğlencesi, güldüren tarafıydı. Onları izlerken gerçekten ”Ahahahahaha” diye gülüyordum. Ama Medcezir’de karakterlere böyle bir komedi unsuru yüklenmemiş. Yani evet Mert Asım Serez şapşallıklarıyla güldürüyor insanı ama Eylül, Summer’a göre biraz fazla sosyete kızı sanki… Yani Summer ve Eylül gerçekten bambaşka insanlar. Mira ve Marissa’nın çok fazla ortak noktası var fakat Summer ve Eylül tanışıyor olsalardı birbirlerinden nefret ederlerdi bence. :)

                      

Tatatam!!! Gelelim dizinin kötü yakışıklısı Orkun’a… Öncelikle belirtmem gerekiyor ki, Metin Akdülger Orkun karakteriyle muhteşem bir iş çıkarmış ortaya. Luke da Orkun kadar kötü olsaydı aynen böyle olurdu. Fakat The O.c’de Luke ne bu kadar kötü kalpli, ne de Marissa’ya karşı içinde aşk besliyor. Hatta Luke (dikkat spoiler!) dizinin ilerleyen sezonlarında, Seth ve Ryan’ın sıkı dostu oluyor. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor resmen. Ben Orkun’un Mert ve Yaman’la, Yaman’ın odasında oturup Playstation oynadığını hayal bile edemiyorum mesela… :)

   

Bunun dışında çok fazla bir değişiklik yok. Kristen The O.c’de ölmedi ve kız kardeşi bu kadar olayların ortasında olan kilit bir karakter değildi. Caleb Nichole de aynı şekilde. Asım Şekip Kaya kadar dolanmıyor ortalıklarda. The O.c’de de tıpkı Medcezir’deki gibi mutfak dizinin en önemli mekanı. Daha fazla bir şey anlatmak istemiyorum. The O.c’nin tadı çok çok çok başka… Üşenmeyin, izleyin. Gözüm kapalı tavsiye ediyorum!

You Might Also Like

Yorum Yok

Cevap Yaz